Araştırmacı – Yazar Tecelli Sercan SIRMA, dünyada ve Türkiye’de su kaynaklarının geleceğini, küresel kuraklığı ve su savaşlarını anlattı
ANTALYA – 17 Ekim 2026
AKSAN koordinasyonunda, Karatay Çalışma Grubu iş birliğiyle 17 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen söyleşide araştırmacı ve uzman Tecelli Sercan SIRMA, dünyada ve Türkiye’de giderek büyüyen su krizini, tarih boyunca yaşanan su kaynaklı anlaşmazlıkları, Akdeniz’in ekolojik dengesini ve küresel kuraklık tehdidini ele aldı.
Özer Satılmış ÖZGÜÇ’ ün takdimiyle başlayan programda Tecelli Sercan SIRMA, suyun yalnızca yaşamın temel kaynağı olmadığını; aynı zamanda ülkelerin ekonomik, siyasi ve stratejik geleceğini belirleyen en önemli unsurlardan biri olduğunu vurguladı.
Konuşmasında mesleki ve bilimsel çalışmalarına da değinen SIRMA, 2016 yılında ilk sunumunu ANSAN toplantısında gerçekleştirdiğini ve ANSAN’ın başkanlık görevini de yürüttüğünü ifade etti.
Su, uluslararası ilişkilerin ve bölgesel güvenliğin temel unsuru
Söyleşinin önemli başlıklarından birini, su kaynaklarının ülkeler arasındaki ilişkilere etkisi oluşturdu. Tecelli Sercan SIRMA, özellikle Hindistan ve Pakistan arasındaki su paylaşımı sorunlarına ve Kaşmir bölgesindeki gerilimlere dikkat çekti. Su kaynaklarının korunması, tarımsal üretimin devamlılığı ve ortak su yönetiminin, bölgesel barış açısından taşıdığı önemi anlattı.
Orta Doğu’daki su jeopolitiğine de değinen Sırma, Arap ülkelerine ulaşan akarsuların büyük bölümünün Arap olmayan ülkelerin topraklarından doğduğunu belirterek, sınır aşan suların uluslararası ilişkilerdeki stratejik önemine dikkat çekti.
Sunumda, dünyada uluslararası paylaşım ve yönetim sorunları bakımından önem taşıyan 214 sınır aşan nehir bulunduğuna ilişkin veriler de paylaşıldı. Bu nehirlerin kıtalara göre dağılımı Amerika’da 69, Afrika’da 57, Avrupa’da 48 ve Asya’da 40 nehir olarak aktarıldı.
Tatlı su kaynakları sınırsız değil
Dünyadaki tatlı su kaynaklarının dağılımına ilişkin verileri katılımcılarla paylaşan Sırma, kullanılabilir tatlı su miktarının toplam su varlığına kıyasla oldukça sınırlı olduğunu belirtti. Buzullarda ve yeraltında bulunan su rezervlerinin önemine dikkat çeken Sırma, özellikle yeraltı sularının kontrolsüz kullanımının gelecekte ciddi sorunlara yol açabileceğini ifade etti.
Türkiye’de tarımsal üretimin suya bağımlılığına da değinilen söyleşide, yağış yetersizliğinin tarımsal faaliyetler üzerindeki etkileri ele alındı. Sunumda, Türkiye’de tarım alanlarının yüzde 96’sında bitki yetiştirme döneminde yeterli yağış alınmadığına ilişkin bir veri paylaşıldı.
Akdeniz’de ekolojik denge ve istilacı türler
Akdeniz’in su dengesi, buharlaşma, yağış ve akarsu girdileri üzerinden değerlendirildi. Deniz ekosisteminin iklim değişikliği ve insan faaliyetleri karşısındaki kırılganlığına dikkat çekildi.
Sırma, Süveyş Kanalı üzerinden Kızıldeniz ve Hint Okyanusu kökenli istilacı türlerin Akdeniz’e girişinin deniz ekosistemi açısından önemli bir tehdit oluşturduğunu belirtti. İstilacı türlerin yerel biyolojik çeşitlilik ve deniz yaşamı üzerindeki etkilerinin yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı.
Sunumda ayrıca, Cebelitarık Boğazı’nın kapanması durumunda Akdeniz’in su dengesinin nasıl değişebileceğine ilişkin varsayımsal hesaplamalara yer verildi.
Yeraltı sularının aşırı kullanımı Dünya’nın dönüş eksenini etkiledi
Söyleşinin dikkat çekici başlıklarından biri de yeraltı sularının aşırı çekilmesinin küresel ölçekteki etkileri oldu.
Sırma’nın aktardığı, 18 Haziran 2024 tarihinde yayımlanan bilimsel araştırmaya göre, 1993-2010 yılları arasında yeraltı sularının büyük miktarlarda çekilmesi ve bu suların yeniden dağılımı, Dünya’nın dönüş ekseninde yaklaşık 80 santimetrelik bir kaymayla ilişkilendirildi.
Bu örnek üzerinden doğal kaynakların kontrolsüz tüketiminin yalnızca yerel çevre sorunlarına değil, gezegen ölçeğinde fiziksel sonuçlara da yol açabileceği anlatıldı.
Sulak alanların kaybı, kuraklık ve insan sağlığı
Sulak alanların yok olması, iklim değişikliği, su kirliliği ve insan sağlığı arasındaki ilişki de söyleşide geniş yer buldu.
Dünyada son yıllarda yaşanan sulak alan kayıplarına ve Türkiye’deki sulak alanların durumuna ilişkin veriler paylaşılırken, doğal yaşam alanlarının korunmasının su güvenliği açısından taşıdığı önem vurgulandı.
Kirli su kullanımının insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Sırma, temiz suya erişimin temel bir yaşam gereksinimi olduğunu belirtti. Kuraklığın tarımsal üretim, ekonomik faaliyetler ve göç hareketleri üzerindeki etkilerinin de gelecekte daha fazla hissedilebileceğini ifade etti.
Tarımda su tasarrufu için yeni yöntemler gerekli
Konuşmasında çözüm önerilerine de yer veren Tecelli Sırma, tarımsal sulamada geleneksel yöntemlerin yeniden değerlendirilmesi ve su tasarrufu sağlayan sistemlerin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.
Rize’de uygulanan Pakistan Modeli’ne ve uluslararası çalışmalara değinen Sırma, su kaynaklarının korunması için şu önerileri sıraladı:
• Suyun ekonomik değerinin belirlenmesi: Su kaynaklarının korunmasını teşvik eden, sürdürülebilir ve adil kullanım politikaları geliştirilmeli.
• Yağmur suyu hasadı: Yağmur sularının toplanması ve depolanması için altyapı oluşturulmalı.
• Az su tüketen kurakçıl bitkiler: Tarım alanlarında ve kent peyzajlarında su ihtiyacı düşük kurakçıl bitkiler tercih edilmeli.
• Yeraltı sularının denetimi: Yeraltı sularının çekimi bilimsel verilere ve sürdürülebilir kullanım ilkelerine göre düzenlenmeli.
• Atık suların yeniden kullanılması: Arıtılmış atık suların uygun alanlarda yeniden kullanımı yaygınlaştırılmalı.
• Deniz suyunun arıtılması: Teknik ve ekonomik açıdan uygun bölgelerde deniz suyu arıtma seçenekleri değerlendirilmeli.
• Modern sulama sistemleri: Salma sulama yerine damla ve basınçlı sulama yöntemleri yaygınlaştırılmalı; açık kanallardaki kayıplar azaltılmalı.
• Sivil toplumun desteklenmesi: BASUSAD gibi basınçlı sulama sistemleri alanında çalışan kuruluşların katkılarından yararlanılmalı.
• Su kayıp ve kaçaklarının azaltılması: Belediyelerin içme suyu şebekelerinde oluşan kayıplar ölçülmeli ve azaltılmalı.
• Sınır aşan suların ortak yönetimi: Uluslararası su kaynaklarının adil, verimli ve iş birliğine dayalı kullanımı desteklenmeli.
• Gençlerin tarıma kazandırılması: Kooperatifleşme ve çağdaş işletme modelleriyle gençlerin tarıma katılımı teşvik edilmeli.
• Su bütçesine uygun planlama: Turizm ve tarım yatırımları, bölgelerin su kapasitesi dikkate alınarak planlanmalı.
• Havza yönetiminin geliştirilmesi: Havzalar arası su aktarımı ve yeraltı su depolama seçenekleri bilimsel ve ekolojik ölçütlerle değerlendirilmelidir.
Türkiye su güvenliği açısından dikkatli planlama yapmak zorunda
Söyleşinin sonunda, su kaynaklarının korunmasının yalnızca kamu kurumlarının değil, yerel yönetimlerin, üreticilerin, bilim insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların ortak sorumluluğu olduğu vurgulandı.
OECD verilerine dayandırılan değerlendirmelerde, dünyanın farklı bölgelerinde ciddi su sıkıntıları yaşandığına ve Türkiye’nin de su stresi riski karşısında kaynaklarını daha etkin yönetmesi gerektiğine dikkat çekildi.
Program, su kaynaklarının korunması, kuraklıkla mücadele, tarımsal sulamada verimliliğin artırılması ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir çevre bırakılması konularında farkındalık oluşturulmasının önemine ilişkin değerlendirmelerle sona erdi.
AKSAN koordinasyonunda ve Karatay Çalışma Grubu iş birliğiyle gerçekleştirilen söyleşi, suyun korunmasının çevresel bir tercih olmanın ötesinde; toplumsal refah, gıda güvenliği, ekonomik sürdürülebilirlik ve gelecek kuşakların yaşam hakkı açısından vazgeçilmez olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Yayımlanmadan önce önemli bir not: Metni haber diliyle düzenledim; ancak sayısal verilerin ve bazı tarihsel örneklerin bağımsız doğrulamasını yapmadım. Özellikle Akdeniz’in yıllık su dengesi, 214 sınır aşan nehir sayısı, Türkiye’deki sulak alan kaybı ve tarım alanlarının yüzde 96’sına ilişkin veriler kaynaklarıyla kontrol edilmelidir. Yeraltı suyunun Dünya’nın dönüş eksenindeki kaymayla ilişkilendirilmesine dair araştırmada da sonuç, yalnızca su çekiminin tek başına etkisi şeklinde sunulmamalıdır. Bilimsel güvenilirlik açısından bu verilerin kaynaklarını haberin sonuna eklemek yerinde olacaktır.
Haber.Özer Satılmış özgüç











